Ağustos sonu yaklaştığında Bekilli ilçesi bir renk değiştirir: yamaçlardaki bağlar koyulaşır, salkımlar ağırlaşır, avlularda pekmez kazanları usul usul kaynamaya başlar. Denizli’nin kuzey ucundaki bu küçük yayla ilçesi, adını uzun yıllardır üzümüyle, şarabıyla ve emek isteyen pekmeziyle duyurmuştur.
Tepeler Arasında Bir Yayla
İlçe, Denizli şehir merkezine yaklaşık 86 kilometre uzaklıkta, ilin kuzey sınırında yer alır ve Uşak toprakları buraya oldukça yakındır. Kuzeyde ve batıda Uşak’ın Karahallı ile Ulubey ilçeleri, güneyde Çal, doğuda ise Çivril komşu olarak sıralanır. Ortalama 850 metre rakımdaki arazi tepelerle çevrilidir; en yükseği 957 metrelik Asar Tepesi’dir.
Engebeli arazinin arasında Medele Ovası tarıma elverişli düz bir alan açar. Büyük Menderes Irmağı ilçenin yaklaşık beş kilometre güneyinden geçer; Çal, Bekilli ve Ulubey topraklarının kesiştiği bölgede kurulan Adıgüzel Barajı da bu suyun üzerindedir. İklim tipik iç kesim karakteri taşır: yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Resmî bilgiler için Denizli Valiliği’nin Bekilli ilçe sayfası ayrıntılı bir kaynaktır.
Bekilli İlçesi’nin Uzun Tarihi
Bu topraklar tarih boyunca çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yaptı. Sırasıyla Hititler, Frigler, Lidyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar bölgeye egemen oldu. Osmanlı döneminde önce Afyonkarahisar’a bağlı olan yerleşim, 1884’te idari olarak İzmir’e, ardından Denizli’ye bağlandı.
Belediye teşkilatı 1910’da kuruldu; ilçe bu tarihten sonra uzun yıllar bucak statüsüyle Çal’a bağlı kaldı. 1987’de çıkarılan 3392 sayılı kanunla Bekilli müstakil bir ilçeye dönüştü. Cumhuriyet döneminde içme suyu, elektrik ve kamu binaları gibi temel altyapı adım adım tamamlandı.
Susuz Bağcılık ve Üzümün Değeri
Yörenin belkemiği bağcılıktır ve buradaki bağların çoğu sulanmadan, yalnızca yağışla yetişir. Bu “susuz” yöntem verimi düşürse de tanenin şekerini ve aromasını yoğunlaştırdığı için üzüme kendine özgü bir karakter kazandırır. Bağlarda ağırlıklı olarak Çal karası ve iri kara gibi bölgeye uyum sağlamış çeşitler yetiştirilir.
Hasat mevsimi genellikle ağustos sonunda başlar ve eylül boyunca sürer. Üzüm hem sofralık olarak tüketilir hem de kurutularak ve işlenerek değerlendirilir; ilçe ekonomisinin büyük bölümü bu döngünün etrafında şekillenir.
Şaraptan Pekmeze: Bağın Sofraya Yolculuğu
Toplanan üzüm ilçede birçok farklı ürüne dönüşür. Küçük ölçekli üreticiler, sınırlı ama nitelikli mahsulü katkı maddesi eklemeden işleyerek butik şaraplar üretir; üzümün yanı sıra vişne ve nar gibi meyvelerden de şarap yapıldığı olur. Geleneksel imalathanelerde pekmez ve sirke üretimi de sürer.
Kaya yapısı bakımından da zengin olan ilçede mermer ve kayrak taşı çıkarılır; işlenen kayrak taşının bir bölümü yurt dışına ihraç edilir. Böylece tarım ile taş işçiliği, ilçe ekonomisinin iki ana kolunu oluşturur.
Kültür, Festival ve Gezilecek Yerler
Bağcılık yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda ilçenin kültürel kimliğidir. Her yıl hasat döneminde düzenlenen ve ilçeyi hareketlendiren Bekilli Üzüm Festivali bunun en görünür örneğidir; etkinliği ayrıntılı biçimde ele aldığımız Bekilli Üzüm Festivali yazımızda okuyabilirsiniz.
İlçeye gelen ziyaretçiler bağ yamaçlarını, Büyük Menderes vadisini ve Adıgüzel Barajı çevresini görebilir; sonbaharda ise bağ bozumunun canlı atmosferine tanık olabilir. Üzüm hasadını simgeleyen heykeller, bu emeğin ilçe için taşıdığı anlamı görünür kılar.