Ekşi Höyük, Çal ilçesinin güneyinde binlerce yıldır toprağın altında sakladığı bir bilgiyi Ağustos ayında bilim dünyasına açtı: seramik üreten ilk çiftçiler, kili uzaktan taşımak yerine ayaklarının dibindeki topraktan almış. Çivril Ovası’nın güneyinde, Dayılar köyü yakınında yer alan höyükte yürütülen laboratuvar analizleri, 8 bin 700 yıl önce üretilen kapların tamamen yerel kaynaklardan geldiğini ortaya koydu.
Ekşi Höyük’te Bulunan Seramikler Nereden Geliyordu?
Ekşi Höyük, Dayılar köyü yakınında, doğu-batı yönünde uzanan doğal bir tepe üzerinde kurulu; höyüğün güneybatısında küçük bir göl, kuzeyinde ise Büyük Menderes Nehri bulunuyor. Alan, 30 Mart 2001 tarihinde tescilli arkeolojik sit alanı ilan edildi. Yüzey araştırmaları 2015 yılında Denizli Müze Müdürlüğü öncülüğünde başladı, 2020’den bu yana ise Cumhurbaşkanlığı kararıyla Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fulya Dedeoğlu başkanlığında sistematik kazılar sürdürülüyor. Yerleşimin 7. binyılın ilk çeyreğinden 6. binyılın ortalarına kadar kesintisiz kullanıldığı biliniyor. Yeni yapılan mineralojik ve kimyasal analizler, höyükte bulunan seramiklerin uzak bölgelerden getirilen hammaddeyle değil, yerleşimin hemen çevresindeki kil yataklarıyla üretildiğini gösterdi.
Araştırmayı Kim Yürütüyor?
Bulgular, TÜBİTAK 1001 Programı kapsamında desteklenen “Batı Anadolu Neolitik Topluluklarının Kaynak Kullanım ve Sürdürülebilirlik Stratejileri: Ekşi Höyük Örneği” başlıklı proje çerçevesinde elde edildi. Projeye Ege Üniversitesi’nin yanı sıra Pamukkale Üniversitesi, Tübingen Üniversitesi, Liverpool Üniversitesi, İzmir Demokrasi Üniversitesi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi’nden araştırmacılar katkı veriyor. Seramiklere ait laboratuvar analizlerini Pamukkale Üniversitesi’nden Prof. Dr. Barış Semiz ile Tübingen Üniversitesi’nden Dr. Mustafa Kibaroğlu yürüttü.
Prof. Dr. Barış Semiz, bulguların, 8 bin 700 yıl önce burada yaşayan yerleşik toplulukların çevrelerindeki doğal kaynakları “son derece sistemli, bilinçli ve sürdürülebilir bir şekilde yönettiklerini kanıtladığını” belirtti.
Yerel Kil Kullanımı Ne Anlama Geliyor?
Arkeologlar için bir topluluğun hammaddeyi nereden temin ettiği, o topluluğun çevresiyle kurduğu ilişkiyi anlamada önemli bir veri sayılıyor. Ekşi Höyük sakinlerinin kili çevredeki kaynaklardan çıkarması, yerleşimin dışa bağımlı olmayan, çevresini tanıyan ve buna göre organize olmuş bir üretim düzenine sahip olduğuna işaret ediyor. Araştırmacılar bu düzeni, Neolitik dönem topluluklarının doğayla kurduğu sürdürülebilir ilişkinin somut bir örneği olarak değerlendiriyor.
Denizli’nin Neolitik Mirasında Ekşi Höyük’ün Yeri
Proje yürütücüsü Prof. Dr. Fulya Dedeoğlu, çalışmanın yalnızca Ekşi Höyük’le sınırlı kalmadığını, Yukarı Menderes Havzası’ndaki kazısı yapılmış tek Neolitik yerleşim olan Ekşi Höyük başta olmak üzere bölgedeki 18 Neolitik yerleşimi kapsadığını aktarmıştı. Denizli’nin höyükleri arasında daha çok tekstil üretimiyle bilinen Çivril’deki Beycesultan Höyüğü farklı bir döneme, Tunç Çağı’na tarihleniyor; Ekşi Höyük ise bölgenin çok daha eski, Neolitik dönem geçmişine ışık tutuyor.
Sonraki Adımlar
Araştırma ekibi, elde edilen bulguların uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmasını planlıyor. Kazı çalışmaları hakkında daha fazla bilgiye Denizli Valiliği’nin resmi internet sitesinden ulaşılabiliyor.